Eka Yapı-İnşaat'ın ana sponsorluğunda 23 Haziran Cumartesi günü saat 17:00-19:30 arası Erzurum Vehip Atalay Kültürsarayı'nda gerçekleşecek olan Karton Külleri imza gününe bekliyoruz.
13 Haziran 2012 Çarşamba
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Karton Külleri Hakkında
Erzurum Olay Gazetesi'nin yapmış olduğu haberi okumak için buraya tıklayınız.
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Sonsuz Unutuş - Kadir Aydemir
Sonsuz Unutuş Kadir Aydemir'in 2012 yılında çıkarttığı öykü kitabı. Kitap 38 parçadan oluşuyor ve bu parçalar gerçekten çok kısa.
Okuduğum öykü kitapları arasında farklı bir yeri var bu kitabın. Hani "durum" kitabı gibi değil, kısa fakat uzun acıları temsil eden bir kısalıkta öykülerden oluşuyor.
Kitabı Ankara'da edindim, Erzurum'a da siparişini verdirdim. Her kesimden insanın okuması gerektiğine inanıyorum. Çünkü yol gösterici özelliği var Sonsuz Unutuş öykülerinin. Yani okuyunca geçen cinsten değil, hayatta karşılaşacağın bir duygu durumunda acil çıkış levhası gibi. Ne yapman gerektiği madde madde yazıyor.
Bu kısa kitabı uzun uzun anlatmak istemiyorum, favori öyküm: "İnciten Şarkı"
Kitap tüm D&R ve kitapçılarda mevcut, şayet yok ise yazdırabilirsiniz.
Okuduğum öykü kitapları arasında farklı bir yeri var bu kitabın. Hani "durum" kitabı gibi değil, kısa fakat uzun acıları temsil eden bir kısalıkta öykülerden oluşuyor.
Kitabı Ankara'da edindim, Erzurum'a da siparişini verdirdim. Her kesimden insanın okuması gerektiğine inanıyorum. Çünkü yol gösterici özelliği var Sonsuz Unutuş öykülerinin. Yani okuyunca geçen cinsten değil, hayatta karşılaşacağın bir duygu durumunda acil çıkış levhası gibi. Ne yapman gerektiği madde madde yazıyor.
Bu kısa kitabı uzun uzun anlatmak istemiyorum, favori öyküm: "İnciten Şarkı"
Kitap tüm D&R ve kitapçılarda mevcut, şayet yok ise yazdırabilirsiniz.
17 Nisan 2012 Salı
12 Nisan 2012 Perşembe
Karton Külleri Tanıtım Filmi
Kısa zaman sonra çıkacak olan kitabım için Murathan Özbek'in hazırladığı tanıtım filmi;
Dikkat! Yüksek gerilim hattı!
Dikkat! Yüksek gerilim hattı!
3 Nisan 2012 Salı
F Tipi Taksi Dolmuş
Bir burun çekme sesiyle dağıldık biz. Ama öncesi var; kucağında çiçeklerle taksiye binen kız, sürekli iç çekip dudaklarıyla şarkılara eşlik eden taksici ve sesi soluğu çıkmayan diğer üç yolcu.
İster istemez taksicinin dinlediği radyoya kulak verdik. Adını bile bilmediğimiz şarkı bitti, canlı yayına bir kadın bağlandı ve şarkı istedi:
[...] şey, ben, Erkan Oğur'dan Mamoş'u istiyorum, benden Adana F Tipi Kapalı Cezaevi'nde yatmakta olan Eşim'e gelsin. Son görüş günü onu çok kırdım, çok üzdüm, şu an dinliyordur herhalde, onu çok seviyorum. [...] dedi ve kapattı telefonu, telefonun öbür ucunda bulunan, yani radyo programını yapan birkaç saniye sessiz kaldı, sonra Mamoş geldi.
Taksici apar topar bir sigara yaktı, kucağında çiçeklerle koltuğa sığmayan kız yaklaşık yarım dakika sonra burnunu çekti ve biz, arka koltuktakiler, birkaç damla yaş yüzdürdük F Tipine.
Düşünsene, dinleyip dinlemediğini bilmiyor bile.
Düşünsene, eline telefonu alıp paylaşamıyor, o an yaşadığı duyguyu bile.
Düşünsene, kaç zaman sonra ilk kez görmüş, kalbini kırmış, her saniye aklında, getiremiyor cümlesinin sonunu bile.
Düşünsene,
Ya da boşver, düşünme.
mirfanK'12
30 Mart 2012 Cuma
Yolun Biri
Mutluluğa giden birçok yol var elbet fakat en başarılı yollardan birisi kesinlikle "beklentileri indirgemek."
Dışsal etkenlere bağlı ve sürekli değişken olan bu duygu durumunu içsel etkenlere bağlamak gerek bazen. Yani insan, en az, çevresinden bekledikleri kadar kendine bir şeyler katmalı. Sürekli ellerimizin arasında olduğunu düşündüğümüz için parmaklarımızı birbirine yapıştırıp öyle dolaşıyoruz. Hani şu "kayıp gidecek mi yoksa?" tedirginliği, ondan bahsediyorum. Belki mutluluğumuz parmaklarımızın arasında dolaşan rüzgâr olacak, biliyor muyuz? Hayır.
Sohbetini sevdiğimiz bir dost arasın diye bekliyoruz, küçük sürprizler hazırladığımız insanlardan bir -karşılık- bekliyoruz, çok çok eski arkadaşlarımızı yoklayıp mazide kalan ve kalması gereken o nadide sohbetlerin tekrarını bekliyoruz, eski sevgiliden -hatırlama- becerisini ve bunu -hissettirme- duygusunu bekliyoruz, çalıştığımız yerde alt ve üst kesimden -anlayış- bekliyoruz, iş arkadaşımızdan -pratik zekâ-, ailemizden -karar desteği-, arkadaşımızdan ansızın gelen -nasılsın?- sorusu, dolmuş şoföründen -kibarlık-, yeşilden bir önceki sarı ışık yandığı zaman arkadaki sürücüden -sabır-, hastane güvenliğinden -güler yüz-, kim olduğunun önemi olmayan birinden -iyi ki varsın-, başımızı yastığa koyduğumuzda aklımıza ilk gelen soruya, bir daha gelmemesi için okkalı bir -cevap-, yani uzun lafın kısası, kendimize etraflıca yaptığımız o bol süslü -insanlık- tanımının bir örnekle sağlamasını yapmayı bekliyoruz.
Ne çok şey!
Tüm bu beklentileri bir doz azaltmak, mutluluğa bir adım atmak demek.
Gerçekten.
Dışsal etkenlere bağlı ve sürekli değişken olan bu duygu durumunu içsel etkenlere bağlamak gerek bazen. Yani insan, en az, çevresinden bekledikleri kadar kendine bir şeyler katmalı. Sürekli ellerimizin arasında olduğunu düşündüğümüz için parmaklarımızı birbirine yapıştırıp öyle dolaşıyoruz. Hani şu "kayıp gidecek mi yoksa?" tedirginliği, ondan bahsediyorum. Belki mutluluğumuz parmaklarımızın arasında dolaşan rüzgâr olacak, biliyor muyuz? Hayır.
Sohbetini sevdiğimiz bir dost arasın diye bekliyoruz, küçük sürprizler hazırladığımız insanlardan bir -karşılık- bekliyoruz, çok çok eski arkadaşlarımızı yoklayıp mazide kalan ve kalması gereken o nadide sohbetlerin tekrarını bekliyoruz, eski sevgiliden -hatırlama- becerisini ve bunu -hissettirme- duygusunu bekliyoruz, çalıştığımız yerde alt ve üst kesimden -anlayış- bekliyoruz, iş arkadaşımızdan -pratik zekâ-, ailemizden -karar desteği-, arkadaşımızdan ansızın gelen -nasılsın?- sorusu, dolmuş şoföründen -kibarlık-, yeşilden bir önceki sarı ışık yandığı zaman arkadaki sürücüden -sabır-, hastane güvenliğinden -güler yüz-, kim olduğunun önemi olmayan birinden -iyi ki varsın-, başımızı yastığa koyduğumuzda aklımıza ilk gelen soruya, bir daha gelmemesi için okkalı bir -cevap-, yani uzun lafın kısası, kendimize etraflıca yaptığımız o bol süslü -insanlık- tanımının bir örnekle sağlamasını yapmayı bekliyoruz.
Ne çok şey!
Tüm bu beklentileri bir doz azaltmak, mutluluğa bir adım atmak demek.
Gerçekten.
mirfanK'12
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


