deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2015 Pazar

Deniz Aşkı Ağlar

Balçık

Ne zaman kış gelse üşüyen denizleri düşünürüm, 

Balıklara üzülür; eriyen kar tanelerine gözyaşı yüzdürürüm.


Denizde boğulanlar cennete mi gömülüyor? Ben deniz olsam kimseyi boğamazdım herhalde. Yoksa yalnızca bir mevsimde hatırlanmak zoruma gider miydi? Yok yok, en iyisi kesin konuşmamak.

Fenerin aydınlattığı yerde zengin balıklar yaşar bana göre. Ben ilk denizle tanıştığımda kıyının en ıssız yerinde feneri aradım. Ha buldum mu? Tabii ki bulamadım. Aslında denizin büyüsü feneri unutturdu, çaktırmadım. Aradan yıllar geçti, denizi anlamaya çalıştım. Bazen berrak olabilmek için insanın pisliğini kıyıya bırakması gerekiyormuş, bunu denizden öğrendim. Yıllarca dışı güzel olan insanların bulanık olan içlerinde debelendim durdum, battıkça battım. İnsanın dibi görünüyorsa eğer muhakkak kıyısında çalı çırpı vardır. Deniz yalan söylemez.

Bazı denizleri melekler ağlıyor biliyorum. O yüzden bol tuzlu ve dalgalı oluyor. Bazı denizleri de kış mevsimi yapıyor. Birbirine hiç benzemeyen kar tanelerinin kavuştuğu yer oluyor deniz. Güneş sessizce giderken denizin bıraktığı ayaz kokusundan anlıyorum bunu. Abarttım değil mi? Adam sende.

Bir gün denizin biri bol küfürlü dalgalarıyla ceset kokuyordu. Kıyıda bıraktığı izler dağınık, iskeleye bıraktığı damlalar bir yaşı andırıyordu.


Bir gün deniz 

Aşkı ağlıyordu 
Ben 
Susturamadım. 


Fotoğraf: Murathan Özbek
mirfanK’11

22 Aralık 2013 Pazar

Bi' Kısa Sigara


işte şimdi, düşünüyorsun,
ne zaman bitti bu sigara?
hangi zaman kısa, hangi olay hafızanda?

***

dalıp gittiğin yer mi uzak, zihninde canlanan tebessümler mi eski, bilemedim.
gülüşün genç kalmış. neyle besliyorsun? bakıcısı kim?
şimdi sorular:

bi' cümle kurdun geçen, her şeyi geçtim de (...)
her şeyi geçtin mi?

nerede olursa olsun (...) demiştin,
neredesin?

hayatının bi' ucundan (...) diye başlayan mektubunu yaktım en son,
çivili ucundan mı tuttun?

umarım kader güzelliğimizi (...) diye suçu / yükü üstünden atan bir sonuç cümlen var,
umduğun kader mi?

sorulara ara veriyorum.

dudaklarını korumak için sürdüğün şey bende kalmış. kapağını açıp kokladım.
Allah korusun.

mirfanK'13


29 Temmuz 2013 Pazartesi

gam

Fotoğraf: Murathan Özbek

o'nun bıraktığı nefesi alıyorum,
tanrım;
tüm bu güzel hava için
minnettarım.

gülmek diyorum tanrım,
gülmek o'na çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın.

teşekkürler tanrım,
borcum olsun - öderim.
elimden her iş gelir,
yeter ki eli elimde olsun.

tanrım teşekkürler,
bunca yıl biriktirdiğim eksiklerim
eksiksiz ulaştı gönlüme
eksiksizim,
ne olur beni onunla eksiltme.

tanrım minnettarım,
gözlerimdeki boşluğu gözleri dolduruyor.
ama tanrım gözlerim;
o'nun boşluğunu görebilecek kadar uzağı görmüyor,
bizi koru tanrım.

demem o ki tanrım;
bu gece ferhat'ı karşılamaya, dağa çıkıyorum.
anlatacaklarım var, derin.
sen ferhat'a sabır ver,
âmin.

yanına yakıştığım için sağ ol tanrım,
kusura bakmazsa o, ondan önce seni sevdim.
ne güzel sevmişim; yanım o.
iyi ki varsın tanrım.

tanrım affet;
hangi gökkuşağının altından geçip
"o" hazineye kavuştum, bilemedim.
ben, hazineye bakıyordum
göremedim.

teşekkürler tanrım;
o'nun gelişiyle
zihnime yeni yeni tanımlar, harfler, cümleler indirdiğin için.
ya konuşamasaydım?

ulu tanrım,
o dokunduktan sonra
kokmayan çiçekler için de teşekkür ederim.
-yanılmamışım.

iyi ki her yerdesin tanrım;
yoksa
o'nu uykuda
kime emanet ederdim?

teşekkürler tanrım;
dünya dönüyor
inan, daha iyi bir beşik bulamazdım.

***
tanrım;
daha önce ağlamasaydım
gamzemin yolunu bulamazdım,
yolu gösterdiğin için
minnettarım.

***

senin bu yazından sonra
"yazıyorum" dediğim için
utanıyorum tanrım.
yazın çok güzelmiş.

tüm bebekler için teşekkür ederim tanrım;
o'nun gülüşüne koyduğun
tüm bebekler için
teşekkür ederim.
-büyüksün.

tanrım;
bugün için de teşekkür ederim,
bize her gün karşılıksız sevmeyi "anne" ile gönderdin,
bugün o'nu annemin sesiyle sevdim.

ve ulu tanrım;
sabah ezanı için,
minnettarım.

mirfanK'13



27 Eylül 2012 Perşembe

Çiçek

çiçek


            Biliyorum bazı fikirleri eyleme dönüştürebilmek için birkaç gece uykusuz kalmak gerekiyor. Şimdi sana tekrardan ‘sadakat’ masalını anlatmak isterdim ama sol elimin yüzük parmağından vücuduma dolan sensizlikten sonra kelimelerim pek sığ. Bazen adımı söylemekte zorlanıyorum. Benliğimden bu denli uzak oluşum gerçek, doğru tanımıyla bir kayıp olmalı. İşlerimi, düşlerimi ve sözlerimi sana göre düzenlediğim için oldukça fakirim son zamanlarda. Ruhumun yaraları her tedaviyi reddettiği için her tökezlediğimde sana sövüyorum. Sanırım ben ilk olarak dizlerimin bağını yitirdim. O gün bu gündür güçlü adım atmaktan acizim. Belki de aynı yöne adım atamıyor oluşumuz beni bu kadar güçsüz kılıyor. Şimdi yanımda olsan mesela, aynı yöne sol adımlarımızla başlasak hatta yolumuza çıkan basamaklar bile bozamasa ritmimizi aynı olmaz ki; sen yanım değilsin artık. Bu ve bu yoğunluktaki acı düşünceler gecelerimi sabaha bağlıyor. Birlikteyken dile getirdiğim ve bizi sonsuz mutluluklara kavuşturan o fikirlerimi eyleme dönüştüremiyorum. Birkaç kez denedim çünkü herhangi bir işte başarılı olduğumda, yani o işi başardığımı haber aldığım anda içinde bulunduğum tarifi imkânsız mutluluğu seninle yaşayamayınca çok mutsuz oluyorum ben. Başaramamışım gibi mutsuz oluyorum.
            Çok şey değil istediğim, sarılmak çok mu ki? Sarılmak az ama mutluluğu çok. Azdan çok. Ben güzele, huzura ‘sen’ demişim, şimdi söz sende; sen olmayanda huzur olur mu? Sen olmayan güzel olur mu? Güzelim.




Fotoğraf: Murathan Özbek

mirfanK'12

5 Eylül 2012 Çarşamba

Cerrah Şarkılar - XIX

yaklaşık birkaç asırdır -abartmayı severim, bilirsin- elimi uzatıp tokalaştığım herkese "öpme, hastayım." diyorum. zihnimde canlanan bi' sahne var çünkü; arabadan inip arkama bakmadan yürüyorum, çünkü arkama bakarsam ağlayacağım biliyorum, sonra bi' kapı kapanma sesi daha geliyor, sonra koşma sesi, sonra boynuma atlıyorsun sarılıp ağlıyoruz; ne yazık ki sonra öpüyorsun beni ve hiç konuşmadan ayrılıyoruz. aradan yaklaşık birkaç asır geçti -abartmayı sevdiğimi söylemiş miydim?- sen öpmedin ama biz konuşmadan ayrıldık seninle. yanağımda bi' yerdesin hâlâ ama hastalıksın, seni kimseye bulaştıramam.

Cerrah Şarkılar - XVIII

kimsesizliğine emanet edilmiş evlerin yanından hızlı geçtik. sonuçta bizler kimsesizliğin kemiğine bıçak dayayan hisler idik. ruhumuzun "huzur" ile ilgili tüm vanalarını açık bıraktık; aşıklar çay bahçesinde biraz limonata hikâyesi dinledik. "ada'dan beslen" dedi birisi.
tepeden büyükada rum yetimhanesi'ni gördüm ben; içimden birkaç kimsesizin kemiklerinden bıçaklarını çektim, alışkanlık işte.
hem sonra düşündüm de; iyi ki seninle gelmemişim ada'ya.

Cerrah Şarkılar - XVII

biraz önce arşivimi kurcaladım; istatistiklere göre hayatıma giren her üç kişiden birisi dudağında "asla gitmeyeceğim!" türküsü ile çalıların arasından kaybolmuş. şimdi ciğerlerimde kalan tek nefesi arşivimin üzerinde biriken tozlara harcayamam. diyorum ki üçün beşin hesabını yapmayalım artık, sende ilerde durduk yere hatırlatma kendini, hep aklımda kal, gitme.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Cerrah Şarkılar - XII

adını tüm anlamlarıyla öğrendiğim günden beri hiç büyümüyorum, sadece yaşlanıyorum ben. yani ibreler kuzey'i bırakıp güney-doğu'da birleşince gerçek yaşıma girdiğimi düşünüyorum. şimdi kuşları rahatsız etmeden senden bi' şeyler çalmalıyım. evet, yer yer nefret ettiğin o şehir şimdi buluşmamıza gebe. bizi bekleyenler var şimdi, hadi, yum gözlerini.


26 Ağustos 2012 Pazar

Cerrah Şarkılar - XI

konu aşk olunca aklına gelen ilk şık doğrudur her zaman. yoksa o başka mıydı? her neyse bu gece aklıma ilk saçların geldi. her renkte düşleyebiliyorum seni fakat kızıl senin düşümdeki rengin. sadece bi' çay içmiştik seninle, sonra sözde yürüyüşler yapacaktık. evet, yürüdük ama çok farklı yönlere.
şimdi saçların ne renk bilmiyorum ama o çay içtiğimiz yerde bekliyorum seni. gel.


Cerrah Şarkılar - X

"kendini karşıdakinin yerine koyma" adlı düşüncenin yoğunluğu arttıkça kaybeden sen oluyorsun, bu gerçek. şimdi sen -o- üzülmesin diye bi' karar alıyorsun ve sonunda sen üzülüyorsun: demem o ki, kendimi senin yerine koyduğumda biraz kendimi düşünseydim bi' orta yol bulurduk. yani senin pencerenden baksaydım, senin aynandan değil. olduğun yerde kal ama. kal.