22 Aralık 2013 Pazar

Şafak?


kaç gün kaldı?
- bugünü saymazsak 5
bugünü saymayalım.

mirfanK'13

Bi' Kısa Sigara


işte şimdi, düşünüyorsun,
ne zaman bitti bu sigara?
hangi zaman kısa, hangi olay hafızanda?

***

dalıp gittiğin yer mi uzak, zihninde canlanan tebessümler mi eski, bilemedim.
gülüşün genç kalmış. neyle besliyorsun? bakıcısı kim?
şimdi sorular:

bi' cümle kurdun geçen, her şeyi geçtim de (...)
her şeyi geçtin mi?

nerede olursa olsun (...) demiştin,
neredesin?

hayatının bi' ucundan (...) diye başlayan mektubunu yaktım en son,
çivili ucundan mı tuttun?

umarım kader güzelliğimizi (...) diye suçu / yükü üstünden atan bir sonuç cümlen var,
umduğun kader mi?

sorulara ara veriyorum.

dudaklarını korumak için sürdüğün şey bende kalmış. kapağını açıp kokladım.
Allah korusun.

mirfanK'13


13 Kasım 2013 Çarşamba

Terzi


yabancılaşıyor ya güz;
yine ince kırılıp
sık dokunuyorum.

not düşülsün isterim,
bugün de kimse
yalandan ölmedi.

mirfanK'13

10 Ekim 2013 Perşembe

19 Eylül 2013 Perşembe

Sensizlik


ansızın,
durduk yere yabancılaşıyorsun herkese
yeniden tanışmak için,
yeniden sevdalanmak için,
kendini bırakıp
o'na uzaklaşıyorsun yine.
-ansızın.

mirfanK'13

Kaldı


elimde; son kullanma tarihi geçmiş / tadı bozuk bir geçmiş,
belleğinden af dilemek silinmiş bir yarasa,
gözlerinde büyümeyi unutmuş ağlayan bir bebek,
yollarımda gelmeyi bilmeyen bir sen var.

avuçlarım boş-
gel.

mirfanK'13

17 Eylül 2013 Salı

O'na


seni sevdiğimi bu kez sessizce,
sadece dudaklarımı oynatarak
karıştırdım gözlerine.

tam da bu gece,
yarısında yüzünün yarısı olan.
bir yastığım olsun istiyorum,
sadece.


mirfanK'13

7 Eylül 2013 Cumartesi

Sarıldığım


mutlulukla uyandığın bir sabah,
hakkını teslim et tüm doğanın.
sarıl ve şükranlarını ilet,
sarıl sevdiğine,
sarıl;
sarılmak ilacıdır tüm eksik kavuşmaların.

mirfanK'13

6 Eylül 2013 Cuma

Zaman


unutuyorum bir bir
kötü ve boş geçen tüm zamanları
yüzüme gömüyorum.

ağır aksak ilerlemiyor zaman,
ne zaman gökyüzüne baksam
seni diliyorum.

ve dur diyorum,
bende dur,
ona gelince dur,
zaman!

mirfanK'13

4 Eylül 2013 Çarşamba

Gülüşü


bu,
kokunu ciğerlerime gömdüğüm
sıradan bir gün.

bu gülüşüne
bu ölüşüm
çok sıradan.

iyi ki güldün.

mirfanK'13

Anlamak


anladığımız kadarı ile anlamıyoruz bize uzak şeyleri.
anladığım kadarı ile
bir "o" kadar yoksun.

anlıyorum ki
bir yosun kadar yokum sende.

mirfanK'13

2 Eylül 2013 Pazartesi

Çok Güzel


çok güzel haykırırım seni aslında,
adın kısa.

çok güzel söylerim seni aslında,
ama
ilk harfin büyük
ağzım
yara.

mirfanK'13

Gece Denizi


iki elin birbirini tutmamışken
sonrasını hiç düşünmeden
gece denizine savurduğun hayallerin var.

şimdi
ellerine geri sarmayı,
gözlerine, boşluğa bakmayı öğret.

hayat
hayallerine
asla
dokunmayacak.

mirfanK'13

Yabancı


bensiz nefes aldığın yerler var;
şanslı sandalyeler,
şanslı yabancılar,
seni tanıma fırsatı bulan gözler var.

söyler misin
ne kadar uzak oralar?

mirfanK'13

1 Eylül 2013 Pazar

Bugün


bugün sorsalar yine seni,
bugün de "iyi biriydik" derim.
sen uzanma sakın bana,
ben yine düşerim.

mirfanK'13

Eylül'e




gidilir mi böyle bir mevsimde?
kal biraz daha,
unutma;
eylüller
bu gidişler için var.

mirfanK'13

29 Ağustos 2013 Perşembe

aynı


aynı kıyafetlerle yürüdüm denize doğru. aynı gecenin aynı vaktinde yürüdüm - karanlık bile aynıydı.
gökyüzünden soluduğum havayı ciğerlerim onayladı.

ölümü bu kez denemedim,
ölsem duyar mıydın ki?
ölsem duyar mıydın?
ölsem sızlar miydi yüzünün yanı?

gözlerim lekeleniyor, kuruyor musun?
bu gece seni öpmeden uyuyacağım, 
-sabahı bilinmez.

bu gece sen olmadan uyuyacağım,
-uyanır mıyım,

bilinmez.

mirfanK'13

11 Ağustos 2013 Pazar

iki dirhem bir irfan: içimdekiler

-içimdekiler-
bir takvim yılının mahsulü -iki dirhem bir irfan- yirmi kelimelik bir cümle büyüdü, şiir oldu.
bugün görünmüş, günü bugünmüş.

içimdekiler:

"nem gibi az yalan yağıyor / mazi görmez kalanı /sadece mezarda ölüyor sevenler / bulut boyuyor düşü /  karanlık ihanete yanıyor / zor / öldü"


mirfanK'13

nem

-iki dirhem bir irfan-

yanaklarımdan boynuma süzülüyor
-dün-
düşü yalın, yolları nemli
-bugün-

gelecek-
-sen eğer: geç kaldın.

benim umutlarım dünü bugüne bağlayan ipte
kurudu, kaldı.

gülüşündeki cennet
bugün de yaktı.

mirfanK'13

gibi

-iki dirhem bir irfan-
ölür gibi kaçışıyor
ardına sığındıklarım.
mevsiminden miras bana
burnu üşüyen yalnızlığım.
bu yıl altı saat daha fazla sevdim seni.

ömrümde öldün gibi,
dünümde kaldın gibi,
bugünde yangın gibi,

bu yıl da fazla sevdim seni.

mirfanK'13

az

-iki dirhem bir irfan-
az daha unutuyordum seni,
gökyüzü yırtılır mı hiç?

adı konulmadan ölen bebeğin mezarı,
ölü doğan bebeğe konulacak ad,
hiç bebeği olmayacak annenin duası,

unutuyordum sizi;
az
daha.

mirfanK'13

yalan

-iki dirhem bir irfan-
omuzların sıcacık, durup daldığın yerde bolca duman var.
üç göz öldü güzelliğinden,
hayatta inanmam!
kimi öptün gelmeden?
tırnaklarının arası zifiri yalan
elin,
kimin elinden?

mirfanK'13

yağıyor

-iki dirhem bir irfan-
güneş yok artık,
çıplak ayaklı güzeli unut ankara.
mazgallara koşan
bir düş bağışlıyorum sana,
ayaklarını iyi ezberle ama
kaçıyor o
ardına bakmadan
gök yağınca

kaçıyor o,
ardına bakmadan,
gök
yağınca.

mirfanK'13

mazi

-iki dirhem bir irfan-
kursağımın heves yolunda
bir kıymık gibi saplı durur
-yokluğun-

son öpücüğün gamzeme düşmeyeydi,
son gülüşün ömrümü deşmeyeydi,
-iyiydi.

dört dinde diledim seni,
tövbe yoktun.

rabbim bir kez görsem,
âmin.

mirfanK'13

görmez

-iki dirhem bir irfan-
gözü ölü meleğin,
uçamıyor düş.

-2-

bana kalsa gerek yok
uçmaya
çünkü bana kalmaz
melek.

mazi düşünce.
ölmez ki
melek.

mirfanK'13

kalanı

-iki dirhem bir irfan-
yukarılardan bıraktı kendini
yenik düştü mevsime, kalanı.

birinin gidişi sayılmaz,
kalabalıksan eğer

ama

biriysen eğer,
kalanı görmez.

kalandan biriydim ben
siz kalabalık giderken.

"keşke biraz daha görmesem."

mirfanK'13

sadece

-iki dirhem bir irfan-
saçları tel tel kısalırken
gülmemiş gözlerinde
aynı hüznü gördüm
yine.

o gece gözleri yüzünden uyuyamadım.

o sabah camda titreyen,
koynunda uyuma hevesinde
canı yanan bir yağmurdu
-sadece.

mirfanK'13

mezarda

-iki dirhem bir irfan-
boynundan esen rüzgar
gönlünü döndürüyor mu dersin?

bir günü
güle döndürdü kokun ama
ömrüm
gül bahçesini bekliyor
-mezarda.

mirfanK'13

ölüyor

-iki dirhem bir irfan-
gidenden kalanım ben,
boş bir kağıda "özledim" yazıp
boşluk bıraktım
gel- doldur.

senden pürüzlü bir düş çaldım,
bıraktığın boşlukta ölüyor.
gel- öldür.

mirfanK'13

sevenler

-iki dirhem bir irfan-
kalbi parmaklarıma dokunup kaçtı,
başında bir şişe ile
yollara düştü kirpi.

ölüm bu kadar yakındı sana
biri ellerimi kesti,
biri yolu kesti.

kirpi
kalbine
diken

özgürlüğe
şişe.

mirfanK'13

bulut

-iki dirhem bir irfan-
dudaklarına dokunduğunda
o
helak oluyor yavrularım.

bıraktığın yeri şarkılarla doldurdum,
bu koku canımın yangınından

sen yüzünü astın,
ben gamzelerimi kurutuyorum
-bak!

mirfanK'13

boyuyor

-iki dirhem bir irfan-
saplı duruyor gülüşün gökyüzünde,
silebilseydi yaşlarım tebessümünü
-ah keşke!

yüzümü eğdim yüzüne,
avuçlarımda kokun kalmış,

vuruyorum dizime,
-gitmeyeyim diye.

vuruyorum yüzüne,
-gitmeyesin diye.

gökyüzünü boyadıkça sen,
hasta dizlerim sızlıyor.

-gitme.

mirfanK'13

düşü

-iki dirhem bir irfan-
güldüğünde
kaç düşü ölüyor biliyor musun?

hâlâ düşüm müsün,
bilmiyorum.

ah yaşasaydım anlatırdım hepsini,
ah yaşasaydım anlatırdım bir düşü.

mirfanK'13

karanlık

-iki dirhem bir irfan-
karanlıklar deniz dese biri,
atlasam ben de sonsuzluğa
gördüğüm her balığa
adını söylesem mesela

tabansız bir düş-
bu karanlık deniz.

ben bizi kandırıyorum ama
balıklar unutmamışlar:
tüm karanlıklar -kara-

mirfanK'13

ihanete

-iki dirhem bir irfan-
çok uzun kalamadım gözlerinde
başka bir karanlık
başka bir bakış boğdu beni
-günlerce

sahi, ihtiyaç anında
nasıl beceriyorsun içinde olduğun şeyi
kırmayı?

yok yok. yanlış anladın sen,
kırma.

mirfanK'13

yanıyor

-iki dirhem bir irfan-
"kanatlarına takılmış düşlerin,
yeminlerin sulak çayır,
melekliğin görünmüyor."

camın tam önünden gitti gemi,
gözden kaybolana kadar
bebek gibi izledim denizi.

gözlerini unuttum ama
sebebi deniz değildi.

mirfanK'13

zor

-iki dirhem bir irfan-
seslerimiz çarpışmadan
ayrıldı umutlarımız birbirinden

umut: sen bakmıyorken bakıyordur belki
unut: arkanda gökyüzü var.

zor diyorum, zor olmalı,
bu gökyüzünden
gözlerini çıkarmak
çok zor olmalı.

mirfanK'13

öldü

-iki dirhem bir irfan-
iyi biriydik.

dimdik durdum o gece,
sağımda ay batıyor,
solumda ise kırmızı gök.

ne yana baksam bir şeyler kaçıyor.

yakında neresi varsa oraya gidelim,
hem sen;
hazır ayaktayken
-gitsene.

SON

mirfanK'13

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Tozak


(…) ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi
şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık.



refik durbaş

-i-
uzanıp dokunabilsen
sen de seveceksin geceyi.
güneş olmak için
yanmak gerek
yakmak değil.

geceyi sev,
ay’ı koru,
beni de yakma artık.
-ii-
sensiz kopup giden her gün
yeniden ağaç oluyor yüreğime

doğayı sev,
yeşili koru,
beni de yakma artık.

mirfanK’13

29 Temmuz 2013 Pazartesi

gam

Fotoğraf: Murathan Özbek

o'nun bıraktığı nefesi alıyorum,
tanrım;
tüm bu güzel hava için
minnettarım.

gülmek diyorum tanrım,
gülmek o'na çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın.

teşekkürler tanrım,
borcum olsun - öderim.
elimden her iş gelir,
yeter ki eli elimde olsun.

tanrım teşekkürler,
bunca yıl biriktirdiğim eksiklerim
eksiksiz ulaştı gönlüme
eksiksizim,
ne olur beni onunla eksiltme.

tanrım minnettarım,
gözlerimdeki boşluğu gözleri dolduruyor.
ama tanrım gözlerim;
o'nun boşluğunu görebilecek kadar uzağı görmüyor,
bizi koru tanrım.

demem o ki tanrım;
bu gece ferhat'ı karşılamaya, dağa çıkıyorum.
anlatacaklarım var, derin.
sen ferhat'a sabır ver,
âmin.

yanına yakıştığım için sağ ol tanrım,
kusura bakmazsa o, ondan önce seni sevdim.
ne güzel sevmişim; yanım o.
iyi ki varsın tanrım.

tanrım affet;
hangi gökkuşağının altından geçip
"o" hazineye kavuştum, bilemedim.
ben, hazineye bakıyordum
göremedim.

teşekkürler tanrım;
o'nun gelişiyle
zihnime yeni yeni tanımlar, harfler, cümleler indirdiğin için.
ya konuşamasaydım?

ulu tanrım,
o dokunduktan sonra
kokmayan çiçekler için de teşekkür ederim.
-yanılmamışım.

iyi ki her yerdesin tanrım;
yoksa
o'nu uykuda
kime emanet ederdim?

teşekkürler tanrım;
dünya dönüyor
inan, daha iyi bir beşik bulamazdım.

***
tanrım;
daha önce ağlamasaydım
gamzemin yolunu bulamazdım,
yolu gösterdiğin için
minnettarım.

***

senin bu yazından sonra
"yazıyorum" dediğim için
utanıyorum tanrım.
yazın çok güzelmiş.

tüm bebekler için teşekkür ederim tanrım;
o'nun gülüşüne koyduğun
tüm bebekler için
teşekkür ederim.
-büyüksün.

tanrım;
bugün için de teşekkür ederim,
bize her gün karşılıksız sevmeyi "anne" ile gönderdin,
bugün o'nu annemin sesiyle sevdim.

ve ulu tanrım;
sabah ezanı için,
minnettarım.

mirfanK'13



22 Temmuz 2013 Pazartesi

kum

su değmeden
görünmüyor parmaklarım bugün.

deniz görünmeden
dinmiyordu hasretin dün.

büyülü hasretler besliyorum
budün.

mirfanK'13


15 Temmuz 2013 Pazartesi

ölü


bugün kalabalığız biraz,
sizleri buraya öldürmek için çağırdım.

biraz bekleyin,
olmazsa yine
omuzlarda taşırsınız beni
yattığım yere.

mirfanK'13

14 Haziran 2013 Cuma

Kalan


Bir yelken öyküsü yer ediyor zihnimde. Sanki öyle tanıştık onunla. Yelken vardı evet. Rüzgâr, deniz, gözleri, yelken. Hatırlıyorum. Gözlerinden geriye kalan her şeyi hatırlıyorum.

Değişken ruh halini yakalamaya çabaladım bir süre sonra vazgeçtim. Olur da bir halini yakalarsam o halinde kalacakmışım gibi hissettim. Oysa kaldığım bir adam vardı. Sert. Üslubu sert adam. Adamın adı neydi?

Bir gün O'nu çocukları severken gördüm. O gün ondan çok iyi bir baba olacağına inandım. Çocukları çok seviyor demiş miydim? Çocukları kıskandığımı kendime itiraf etmedim. Çünkü sevilmek istedim ben. Biraz.

Birkaç satır atlayarak birkaç saniye yutkunarak devam ettim: Vücudumun %80'i mantık. Onu ciddi düşünemiyorum. Sürekli değişken, sürekli neşeli. Hayatı ti'ye alıyor desem yanlış bir ifade olmaz. Çocuklar gibi sevilmek istedim. Sanki turbo sakızlarının kokusu vardı havada. Söylemesin istedim. Belli etsin istedim.

Vücudumun %70'i su.
Boğulsun mantığım!

x o x

Bir yıkılış yer ediyor zihnimde. Sanki zirveyi görmeden düşmüşüm gibi. Zirve vardı evet. Zirve, soğuk, bir başkası. Hatırlıyorum. Zirveden sonraki tüm düşüş hikayemi hatırlıyorum.

Ona dokunamıyorum. Bu aklına gelen ilk anlamıyla değil ama. Doğada bulunması imkansız bir çiçek o ve dikenleri çok sivri. Ne zaman ona yaklaşacak olsam avuçlarım kanadı. Ama ona sorsan yoktan yere uzak der. O yüzden sormayalım ona.

Kaldığı biri olmasaydı onu mutlu ederdim. Hatta şöyle söyleyebilirim, hayatımda en çok onu mutlu ederdim. Ben onun beni tanıdığı gibi değilim aslında. Ben en amiyane tabirle odasında ağlayan palyaço gibiyim. Tek derdim insanların değil onun mutluluğu.

Tepkisiz. Kalan zaman ona olmayan zamanı telafi etmem için yeterli. Kalan zaman kalmamız için var bence.

Vücüdumun %100'ü o.
Boğulsun yokluğun!

yazarın notu: kaldığın yerden git. kalmadığın yerden devam et kalmaya. kal. kalanda kalan sen kal. kimse bilmesin kaldığınızı ama kal. sandalda yalnızsın. arkanda kürek çektiğine inandığın şey kollarını göğsünde kavuşturmuş seni izliyor. küreğin birini o'na ver.

yazarın otu: sevdiğini söyle, yarın ölü doğabilir.




fotoğraf: Murathan Özbek
mirfanK'13

20 Şubat 2013 Çarşamba

Mabel Matiz - Yaşım Çocuk


2013'e adım atar atmaz Mabel Matiz'in ikinci albümü Yaşım Çocuk'a kavuştuk. Bu kavuşma benim için ayrı bir özelliğe sahip. Yaşım Çocuk, Mabel Matiz'in kendi adını taşıyan ilk albümü kadar heyecanla beklediğim bir albüm oldu ve Mabel'in neler yapabileceği konusunda hayal kurmamam gerektiğini kanıtladı. Çünkü Mabel Matiz her zaman beklediğimden daha fazlasını gösterdi, daha fazlasını dinletti. 

Yaşım Çocuk albüm olarak burada yer alıyor, şarkılar ise şöyle:
Mabel Matiz bir şato gibi; ona "merhaba" deyip bir şarkısını açtığınızda yani o büyük şatonun bir odasına girdiğinizde bağımlı oluyorsunuz. Odanın duvarlarındaki anılar, ışığın şiddeti, nereden geldiğini asla anlamayacağınız iç sesiniz, güneşe bakan pencereler ve elinize kalan perdeler. Başka bir odaya geçtiğinizde sizi aynı şeyler bekliyor ama pencereler güneşe başka bakıyor, elinize kalan perdelerin renkleri farklı, anılar bu kez karşı duvarda, ışığın şiddeti farklı, iç sesiniz daha gür belki. Demem o ki Mabel Matiz sizi o odalarda benzer şeylerle karşılıyor ama hiçbir oda birbirinin aynısı değil. Ben bu şatonun kapısını ilk olarak Kül Hece ile çaldım ve oda oda gezmeye devam ediyorum. Kaç oda var bilmiyorum, hiç kimse bilmiyor ama geziyorum. Gezdiğim için de çok mutluyum!

"Ah, geç kaldım Mabel'e [...]" diye düşünme, gir bi' odaya ve başla gezmeye.

İyi gezmeler.

mirfanK'13

1 Ocak 2013 Salı

Harem Kahpesi


"kanatlarına takılmış düşlerin
yeminlerin sulak çayır
melekliğin görünmüyor.”


-çocuklar
masum sansın
seni.

-sen öyle şeref besle ki
büyüyünce tanısın
seni.

Tanrı’nın canı varsa eğer
gözünden yaksın
seni.

bozuk sütün peyniri
kokarmış;

kokun çıktı senin / vakit yatsı
söndü mumların.

tanıdığım en büyük kahpe sen değilsin
kahpeler in-
sansın
aşklar yavşak görsün seni.
nasılsa aynalar ve ben
biliyoruz gerçeği.

. . .

ölüm sana yakıştı
içime bak.



mirfanK'13